Toplumun Cevheri

HANIMLARA

Hamd, Alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Salâtü Selâm Resûlullah’ın, Ehlinin, Sahabesinin ve de kıyamete kadar onları dost edinen herkesin üzerine olsun.

Çalınan, kaybolan ya da kırılan mücevherin yeri doldurulabilirse de, sen; yeri dolmaz bir cevher olduğunu bilmelisin!

Çünkü kadının sahip olduğu vakârının, düzmece ekollerle ayaklar altına alındığı ve Allah’a kulluk gibi her şeyin üstündeki gerçek amaçtan uzaklaştırıldığı bir zamanda; kendini Allah için sakınma erdemliğini gösteren mücahide hanım, toplumun ve ümmetin göz nûrudur, cevheridir...

İslâmı, düşmanlarına karşı savunacak, onu tahrif, bidat ve fesad batağından koruyacak olan nesli yetiştirir, hanımlar. İlk ve temel eğitimini annesinden alır geleceğin mücahid ve müdâfileri.. Bu sorumluluk asla azımsanamaz. Bu yüzden hakkıyla yerine getirilmelidir.

İşte bu noktadan hareketle, bir takım sorumluluklarını yerine getirmek sûretiyle etrafına, ışık ve parlayan bir nûr olma yolundaki mücahide hanımların dikkat etmesi gereken, bazı noktalara değinmeyi uygun gördük.

Burada yer alanlar, böylesine önemli bir konuyu elbette tüm yanlarıyla açıklamaya yetmez, ancak kısa ve öz olarak yol göstermesi ümidimizdir. Allah’tan bu çalışmamızı rızasına uygun kılmasını dileriz. Şüphesiz tevfik O’ndandır.

ÖRNEK NESİLLERİ YETİŞTİRECEK MÜCAHİDE HANIMIN VASIFLARI

`Akide yapısı: Bu ümmet için örnek ve temel olan inanç sisteminin Resûlullah (S.A.V.) öğrettiği gerçek akide olduğu bilinciyle; Sahabe, Tâbîin ve Etbâu Tâbiîn’in, yani Selef-i Salihin akidesinin, kendisiyle bütünleştiği Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat metodunu anlamak ve idrak etmektir.

`Metodu : Sadece ve sadece Allah’ın, Rasûlü (S.A.V.)’in Sahâbe-i Kirâm’ın ve kıyâmete kadar onların yoluna uyanların çizgisine bağlı kalmayı hedeflemiş, bunu tek yol olarak benimsemiştir.

`Ahlâkı : Üstün İslâm ahlâkıdır.

`Nişânesi : Hicap ve tesettürdür.

`Edebi : Haya, iffet ve temizliktir.

`Örnek bildiği: Mü’minlerin anneleri, sahabe hanımları ve tüm salih hanımlardır.

`Sevgisi: Yalnız Allah ve Rasûlü ve İslâmi ölçülere bağlı herkes içindir.

`Halveti : Ahiret hayatını hatırlamak, kendisini kabrin karanlık ve darlığından rahata eriştirecek, onu selamete götürecek iyi amelleri işlemektir.

`Dostları : Allah’ın dinine bağlı Muvahhid, Mü’min ve tüm Müslüman hanımlardır..

`Buğzu : Düşman yahudilere, hırıstiyanlara, münafıklara, ateistlere; “kadın özgürlüğü” ve “feminizm” diye yaygara koparan sinsi çağırtkanlaradır.

`Düşmanları: Müstehcen şarkılar; haram davetçisi müzik aletleri; açık ve sapık fikirleri empoze etmeye çalışan tüm dergi ve gazeteler; flört ve aşkın konu edildiği bütün sapık dizi ve filimler; ayrıca ahlaksız, iffetsiz kadınlar; kısaca Allah Teâla’nın gazabını üzerine toplayan her şeydir.

`Rağbeti : Çok bağışlayan “Ğafûr” ve acıyan “Rahim” Allah Azze ve celle’ye karşı; şartlarına bağlı kalarak samimi bir şekilde tevbe yapmaktır.

`Evliliği : İslâmîdir. Düğününde şarkı, içki vb. yoktur. Davetli kadın ve erkek karışıklığına yer verilmez. İslâm’a aykırı kıyafetlere de rağbet olmaz.

`Gayesi : Müslüman aileyi bina etmek, böylece tüm insanlığın susadığı gerçek İslâm toplumunun sağlam yapı taşını oluşturmak; Ümmete hayırlı nesiller yetiştirmektir.

`Tatili : Faydalı ilim öğrenmek, Kur’an-ı Kerim ezberlemek, meşru çerçevede dinlenip istirahat etmekle geçer.

`Gezintisi: İnce düşünme ve tefekkür yapar; aynı zamanda dinlenerek kendini rahatlatacak şeyler yapmaktan geri kalmaz. Böylelikle bitkinlik ve yorgunluktan uzak kalır, dinamikliğini muhafaza eder.

HİCAP VE TESETTÜRÜN ŞARTLARI

Ehli Sünnet ulemâsı bu konuda sekiz önemli nokta tespit etmişler ve bunlara dikkat edilmesi gerektiğini söylemişlerdir. Bunlar:

1- Elbise, bedenin her tarafını örtmeli. Ayrıca yüz, el ve ayakların örtülmesi hususunda da olağanüstü dikkat edilmelidir. Zira, özellikle birçok açıdan ifsad olmuş toplumumuzda fitneye sebebiyet vermekten kaçınmak şarttır:

×Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına, müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarıya çıktıklarında) örtülerini üstlerine almalarını söyle...Ø (Ahzab, 59)

×Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. (Örtüyle kendiliğinden) belli olan yerleri müstesnâ olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler...Ø (Nur, 31).

2- Elbise süslü püslü olup da bizzat kendisi zinet gibi olmayacak. Ayrıca bakışları üzerine toplayabilecek şekilde renkli, desenli, altın ve gümüş işlemelerden de kaçınılmalıdır. (bkz. Buhari “edeb’ül-müfred’; Hâkim “müstedrek”).

×Evlerinizde vakarınızla oturun. İlk câhiliye (devri kadınları)nın açılıp saçılarak, zinetlerini göstererek yürüyüşü gibi yürümeyin. Namazı kılın, zekatı verin, Allah ve Resûlü’ne itâat edin..Ø (Ahzab, 33).

3- Vücut hatlarını belli edecek derecede ince veya şeffaf olmayıp, kalın ve sağlam olmalıdır. (Bkz. Ahmed, “Müsned’; Beyhâki “Sünen”).

4- Giysi dar değil, geniş ve bol olmalı, fitneye neden olacak bir yeri belli etmemelidir. (bkz. Ebu Dâvud, “Sünen”).

5- Misk ve benzeri dikkat çekici kokular kullanılmış bir durumda nâmahrem yanına çıkmak haramdır. Resûlullah (S.A.V.) “Bir kadın koku sürünüp bir kavmin (topluluğun) yanına uğrar da onlar bunu hissederse; zinâ etmiştir” (Sahihtir, İmamAhmed) buyurmaktadır.

6- Hiçbir sûrette erkek giysisine benzemeyecek. İbni Abbas Radıyallahu anhûmâ, şöyle demiştir, “Erkeklerden kadınlara, kadınlardan da erkeklere benzeyene Resûlullah (S.A.V.) lânet etti” (Buhari)..

7- “Bir kavme benzeyen onlardandır” (Sahihtir. Ebu Dâvud) hadisi şerifi doğrultusunda kafir kadınların elbiselerine benzemesi de haramdır.

8- Kapanması uygun olsa bile farklılığından dolayı insanların aşina olacağı bir nitelikte olmamalı. Zirâ Resûlullah (S.A.V.) “Her kim belli eden bir elbise giyerse, Allah da ona Kıyâmet gününde zillet elbisesi giydirir. O da ona ateş olur” (Sahihtir. Ebu Dâvud) buyurmuştur.

KABİR AMEL SANDIĞIDIR!

Ey müslüman evlâdı genç kız!

Allah’tan kork! Ve her zaman Allah’ın kontrolünde olduğunu unutma! Bugün nasıl hesapsız amel günü ise; yarın da şüphesiz, amelsiz hesap günüdür. Durmadan oyun ve eğlenceye dalan insanoğlu, ölümün kendisine ulaşacağı o gün elbette uyanacaktır... Can boğaza geldiği zaman halimiz ne olur?

Ey Allah’ın zarif kulu!

O gün artık sen, eşin, ailen, evlatların ve dostlarından ayrılmış olacaksın. Tabutla taşınılıp toprağa; o kapkaranlık yere konacağın günü bir düşün. Bitmez sanılan günlerin sonunda eğer iyi bir şeyler götürmediysen -Allah korusun- kabrin dehşetle sıkmaya başlamasıyla başbaşasın. Hesap melekleri gelip de senden sorularına cevap vermeni istedikleri zaman halin nice olur?!..

Diriliş gününde kabirden çıkıp da mahşere sevkedildiğin...

Hesap defterlerinin açıldığı...

Sırat köprüsü ve mizânın konduğu zaman... İşte o gün, ey Allah’ın kulu! senin yerin neresi olacak?!..

Seni neler bekleyecek, ya da bir ömrün ardından neler kazanmış olacaksın?

×Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında, “Rabbim! der, yalvarırım beni (dünyaya) geri gönder; tâ ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım” Hayır! Onun söylediği bu söz (boş) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecek güne kadar (süren) bir berzah vardırØ (Müminûn, 99-100).

İNSAN HAZİNESİNE

Allah düşmanları, İslâm toplumlarını içinden çökertmede ilk önce annelik vasfıyla toplumun eğiticisi olan kadınları hedef almış, onu ifsad etmek için elinden geleni yapmıştır. Çünkü kadının ifsadını toplumun ifsadı takip edecektir. Bu uğurda bir çok sahte ülküler ortaya atmış, kadını gerçek özgürlüğünü bulduğu dininden koparmaya çalışmış ve her şeyini seferber ederek bu nadide varlığı, kişiliksiz bir metâ haline getirmek için komplolar kurmuştur. Bilinçli bir müslüman hanım elbette bunların farkındadır; çevresindekileri Kur’an ve sünnet yoluna davet etmede ve onları düşmanların komplolarına karşı uyarmada hırslıdır..

Tüm hanımlar için, ayrıca şöyle tavsiyelerde bulunabiliriz. Allah’tan bizi, sevdiği ve hoşnut olduğu her şeyde muvaffak kılmasını diler, sözlerimiz sebebiyle bizi kınamamasını niyaz ederiz.

`İslâmi kavramları hafife alma! Ve dinde olmayan her tür bid’atlardan kaçın, bunları ortaya da çıkarma. Bütün bidatlardan uzak dur ve buna teşvik etme.

`Namazı sakın terk etme! Uykuya dalıp namazı kaçırma (kaçırırsan da uyanır uyanmaz derhal eda et ki, buna keffâret olsun). Namazı sürekli vaktinde kıl, buna azâmi hassasiyet göster!..

`Sakın açılıp saçılma ve örtünmene çok dikkat et! Ayetlerden gafil diğer açıklara da meyletme!

`Üçüncü şahısların yuvanın dirliğini olumsuz etkileyecek sözlerine aldırma. Allah’tan ailen için duâda bulunmayı ihmal etme ve eşine dîni konusunda yardımcı ol.

`Evinin ve eşinin mahremiyetini ifşâ etme, hayatın zorluklarına karşı sabırlı ol. Allah için sabretmeyi kendine vazgeçilmez bir huy edin. Allah için yaptığın en ufak bir amelin zâyi olmayacağını unutma!

`Mütedeyyin kızlarla arkadaşlık kur, onları dost edin! İçlerinde ihtiyacı olana yardım etmek için geç kalma.

`Gıybet ve kovuculuk yapma, laf taşıma!

`İster batılı, ister yerli hiçbir kafiri taklit etme, onlara sevgi duyma, hayranlık besleme!

`Özellikle dinî bilgini arttırmada gayretli ol.

`Fitne ve fesadı göz önünde bulundurarak gerekli hallerin dışında sokağa çıkmamaya çalış; Rabb’inden sabır ve sebat niyaz et.

`Ahiret hayatını sakın unutma!

`Allah Ve Rasulü (S.A.V.)’e isyana çağırmadıkları sürece; eşine; anne ve babana karşı gelme!

`Moda dergilerinden ve müstehcen şarkılardan, müzikten uzak dur! Kur’ân okumaya, öğrenmeye ve biliyorsan öğretmeye gayret et.

`İster telefonla, ister başka bir yolla olsun, flörtün her türünden son derece uzak dur.

İhmal edilmemesi gerekenler:

`Allah’a gerçek bir şekilde iman et ve imanın gerektirdiği esaslara bağlı kal. Resûlullah (S.A.V.)’in hayat tarzına dikkat etmeyi ihmal etme..

`Namazını, ziynet eşyalarının zekatını, oruç ve haccını da ihmal etme!

`Allah Azze ve celle’nin dinine bağlı Muvahhide hanımlarla yakınlık kurmayı da ihmal etme!

`Allah Azze ve celle’ye her zaman dua edip O’na yönelmeyi; O’ndan bağışlanma dilemeyi ve Ahiret için hazırlıklarda bulunmayı da asla ihmal etme.

SALİHA BİR EŞ

Allah’ın kuluna verdiği iman nimeti gibi bir nimet yoktur. Bu aynı zamanda Allah’ın kulları üzerine bir hakkıdır. Allah’ın kullarına verdiği bir çok nimet içinde dünyanın en hayırlı nimeti de saliha bir eştir. Çünkü Resûlullah (S.A.V.) “Dünya bir faydalanmadan ibarettir. Bunun en hayırlısı da, saliha bir eştir” (Müslim) buyurmuştur.

Resûlullah (S.A.V.) vedâ hutbesinde kadınların, Allah’ın emaneti olduklarını belirtmiş, “Sizin en hayırlınız hanımlarına karşı en iyi davrananızdır” buyurarak, bu nezih insanın korunmasını öğüt etmiştir.

O halde, bu ikrama yakışan bir ahlak içinde bulunmalıdır:

Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: “Bir kadın namazlarını kılar, ırzını korur ve kocasına itâat ederse; cennet kapılarının dilediğinden girer” (Ahmed, Taberâni).

Ümmü Seleme’den, Resûlullah’ın, “Kocası kendisinden razı olarak ölen kadın cennete girer” dediği rivâyet edilmiştir.

Kadını cehenneme sokan sebeplerin başında eşine karşı gelmesi ve üzerine olan iyiliklerini inkar etmesidir. İbni Abbas Radıyallahu anhümâ’dan, Buhari’nin rivâyetinde Resûlullah şöyle buyurmuştur: “Cehennem bana gösterildi. Oradakilerin çoğunun kadınlar olduğunu gördüm. Kocalarına nankörlük ederler. Şayet kadınlardan birisine uzun zaman iyilik etsen, sonra senden bir kötülük görse ‘senden hiçbir zaman iyilik görmedim’ der”.

Selefi salihinden birinin hanımına şöyle tavsiyede bulunduğu nakledilir: [Beni affet ki, sevgimiz sürsün. Kızgın olduğumda benimle konuşma, def gibi beni çalmaya kalkma. Bilemezsin gelecek nasıl olacak. Şikâyeti çoğaltma kuvvetin gider. Şikâyeti çoğaltırsan kalbim sana buğzeder. Çünkü kalpler dönektir. Ben gördüm ki, kalpte hem sevgi hem ezâ bulunabilir. İkisi biraraya gelince, sevgi devam etmez gider] (Fıkhu’s-Sünnet)

Ebu Derdâ Radıyallahu anh, ise hanımına şöyle derdi: “Kızdığımı gördüğünde beni öylece kabul et. Ben de seni kızgın gördüğümde ses çıkarmam” (Fıkhu’s-Sünne)

Sonuç: Evlilik, hayatı müşterek paylaşmaktır. Kadın ve erkek birlik olup Allah’ın, edâ etmekle bizleri sorumlu kıldığı “ilâyı kelimetullah” görevini üstlenmektir. Bu müşterek hayat, müslümana Rabbine karşı görevlerini yerine getirmede ayrı bir dinamiklik sağlar. Bu açıdan bakıldığında evlilik, birbirlerine örtü olan iki insanın; yine birbirlerinin zayıflıklarını gidererek daha güçlü bir yapı meydana getirmeleri şeklinde tanımlanabilir.

Öyleyse toplumda bir takım kalıplarla yozlaştırılan aile müessesi, İslâmın tanımladığı ölçülerle yeniden yapılandırılmalıdır. Kadın, bilinçli olmak; dinini yaşamak ve çevresine bu konuda örnek olmak için gayretli olmalı, yine bu şûurda çocuklarını yetiştirmelidir. Eşi de onâ yardımcı olmalı ve Resûlullah’ı kendisine rehber edinmelidir. Yuva Kur’an ve sahih sünnet nûruyla bir mektebi andırmalıdır. Umulur ki, Allah bizleri rahmetiyle bağışlar ve bizleri salihler zümresine ilhâk eder...

Bu risâle, davetçi Müslüman hanımlara... Yalnız Allah’a ve ancak Allah için mahlûka itaat eden, İslâm mücâdelesi veren bacılarımıza... Ümmetin umudu: öğrenci, öğretmen bütün hanımlara... Bütün genç kızlara... Sâliha eşlere... Küçük kızlara... Gözümüzün nûru annelerimize ve bunlar üzerine titreyen, onlara düşkün; Ahiret saadetini dünyaya tercih eden diğer erkek kardeşlerimize ithaf olunur...

“Sallallahu alâ Muhammedin ve alâ âlihi ve Sahbihi ecmâîn”

VE’L-HAMDÜ LİLAHİ RABBİ’L ALEMİN

Geri