NAMAZA ÇAĞRI

Hamd, ancak; ×Ve sen durma, öğüt ver, gerçekten öğüt müminlere fayda verir. Ben İnsanları ve cinleri ancak bana kulluk etsinler diye yarattımØ (Zâriyat, 55-56) buyuran, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.

Salâtü Selâm, “Onlarla, bizim aramızda -savaşmamıza engel olan- sözleşme namazdır. Kim bunu terk ederse gerçekten küfre düşer” (Sahihtir, imam Ahmed) diyen Allah’ın Resûlü üzerine olsun.

Namazın, kafirle müslümanı birbirinden ayıran, İslam’ın direği olduğunu bilmek zorundayız.

Ne yazık ki, İslam coğrafyasında dünyaya gelmiş, adları müslüman olan çok sayıdaki ve içinde yaşadığımız toplumlar namaz gibi ehemmiyeti haiz bir yükümlülüğü terk etti ve de ihmal ettiler. Bu da onlara, namaz, dindeki yeri ve terki durumunda söz konusu olan hükümlerinden bahsetmeyi, nasihat babından zorunlu kılmaktadır.

Şunu öncelikle bilmelisin ki; namazı terk eden kimsenin azgınlığı kendisine üstün gelmiş, alışverişte zarara uğramış, kötü akibetini kendi elleriyle hazırlamış, uzayıp giden bir hüsran ve pişmanlık içine düşmüştür. Namaz kılmayan kimse nefretle kınanmıştır. Resûlullah (S.A.V.)’in yolu üzere ölmez. Onun barınağı kızgın bir ateş, konuklanacağı ve buyur edileceği yer de Cehennem’dir (Allah korusun)

Allah Sübhânehu ve Teâla, namazın ehemmiyetini oldukça büyük kılmış, Resûlü de (S.A.V.) bunu belirtmiştir.

Allahu Teâla şöyle buyurur;

×Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazı bıraktılar; nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride azgınlıklarının cezasını çekeceklerØ (Meryem, 59), ×Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir; Ancak, (hesap defteri) sağ yanından verilenler başka : Onlar cennetler içindedir. Günahkârlara, “sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir?” diye uzaktan uzağa sorarlar. Onlar şöyle cevap verirler: “Biz namazımızı kılmıyorduk,...Ø (Müddesir, 38-43), ×(Bununla birlikte kafirlikten vazgeçip) tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse, artık onlar dinde kardeşlerinizdir....Ø (Tevbe,11).

Resûlullah (S.A.V.) de “Kişi ile küfür ve şirk arasında namazı terketmesi vardır.” buyurmuştur (Müslim).

Namazın önemini ifade eden başka bir hadiste şöyledir; “Kulun, kıyamet günüde ilk hesaba çekileceği şey namazıdır. Eğer -bu hesabı- düzgünse diğer ameli de düzelir, yok bu- hesabı- fasit olursa diğerleri de fasit olur” (sahihtir, Taberani) Bir başka hadisinde ise Resûlullah (S.A.V.) “İnsanlarla, Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in (S.A.V.) şüphesiz Allah’ın elçisi olduğuna şehadet etmeleri, namaz kılmaları ve zekat vermelerine değin savaşmakla emrolundum. Eğer bunları yaparlarsa kanlarını ve mallarını benden korumuş olurlar. Fakat - gerçekhesapları yine Allah’a kalmıştır.” (Buhari, Müslim). buyurmaktadır. Yine bir diğer hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır;

“Benim havzım İyle ile Aden arasından daha uzundur. Nefsim elinde bulunana andolsun ki, O’nun kapları yıldızların sayısından çoktur. Sütten daha beyaz, baldan daha tatlıdır. Nefsim elinde bulunana andolsun ki, ben; bir kimsenin kendi havuzundan, başkalarının develerini kovduğu gibi insanları ondan kovacağım. Ashab: Yâ Resulullah sen, o gün bizi tanıyabilecek misin? dedi. Peygamber (S.A.V.)’de, “Evet, Sizin O gün hiçbir ümmette bulunmayan bir simânız olur. Yanıma abdest eseriyle -azâlarınız- aklanmış gelirsiniz” - yanıtını verdi” (Müslim).

Namazı terk etmek sebebi ile Resulullah’ın namazsızları kendi havzından uzaklaştırdığı o pek zorlu günde senin yerin neresi olacak? Resûlullah (S.A.V.) çehrelerinde abdest sebebiyle oluşan parıltıların varlığıyla arkası sıra gelenleri gayet iyi bilecek. Ama seni nasıl tanıyıp ta kendi havzına dahil etsin ki? Çünkü sen namaz kılmıyorsun!..

×Tasdik etmedi, namaz da kılmadı. Ancak yalanladı ve yüz çevirdi.Ø (Kıyâmet, 31/32)

Bütün bu tehditlerden sonra Cennete girmeyi umuyor musun!?..

×Hep Allah’a dönüp itaât edin, O’ndan korkun ve namazı kılın da müşriklerden olmayınØ (Rum, 31 ).

×Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Resûlüne davet edildiklerinde, “İşittik ve itâat ettik” demek, sadece müminlerin söyleyeceği sözdür. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdirØ (Nur, 51).

Yüce Allah, Şeytan’a lânet etti ve O’nu rahmetinden kovdu. Şüphesiz o, Kıyamet gününde de ebedi olmak üzere Cehenneme atılacaktır. Çünkü O, Allah’ın emretmesine rağmen büyüklendi ve Adem’e secde etmedi,

×Bir zamanlar biz, meleklere “Âdem’e secde ediniz” dedik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O, yüz çevirdi ve büyüklük tasladı, böylece kafirlerden olduØ (Bakara, 34).

Şeytan, Adem’e secde etmediği için Allah’ın lanetine uğradı. Peki, Yüce Allah için secde etmeyerek O’nun emrine karşı gelenin hali ne olur? Oysa Allah şöyle buyurmakta, ×Ben İnsanları ve cinleri ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.Ø

Namazın önemini belirten bir başka ayette; ×İman eden kullarıma söyle Namazı dosdoğru kılsınlarØ (İbrahim, 31) şeklindedir.

Ömer b. el-Hattab Radıyallahu Anh, vefatına neden olan hastalığı sırasında cemaate çıkamadığından -yanındakilere- şöyle sordu, “İnsanların tümü namazı kıldı mı? biz de “Evet” dedik. O da, “namazı terk edenin İslam’dan hiçbir nasibi yoktur” dedi. Ebu Hureyre Radıyallahu Anh’ta, “Muhammed (S.A.V.)’in ashabından hiç kimse, namazdan başka hiç bir amelin terkini küfür olarak görmezdi” demiştir (Sahihtir, Hakim).

Sahabe-i Kiramdan İbni Mes’ud Radıyallahu Anh, “Namazı terk edenin dini yoktur”, Ebu’d-Derdâ Radıyallahu Anh’da, “Namaz kılmayanın imanı yoktur” (Taberâni) demişlerdir.

Resûlullah (S.A.V.) “Kim ikindi namazını kılmazsa gerçekten ameli boşa gider.” (Buhari) buyurmuştur.

Sahabelerden gelen nakiller, onların; kasten namazı vaktin sonuna kadar kılmayan kimsenin, kafir olduğu yönündedir. Alimler, “Sahabeden bunun aksini söyleyen kimse bilinmiyor” demektedirler.

Acaba namaz kılmayan kimse hangi amelin sevabını ümit eder? Yarın Allah’ın huzurunda günahlarının affedileceğini neye dayanarak düşünebilir ki? Allah’ın ona yazdığı en büyük amelî sorumluluğu basite almanın, onu iteceği azaptan nasıl emin olabilir?

Bir baba, çocuğundan bir şey istediğini sonra da çocuğun bu isteği kâle almadığını veya isteğine karşı gevşek davrandığını bir düşünmelidir. Baba derhal hiddetlenir, büyümesi ve yetişmesi için gün boyu başkalarının kaprisleri altında onun için kendini paraladığı evladı, çok önem verdiği bir hususta yüz çeviriyor veya omuz silkiyor veya gevşek davranıyor?!.

Peki ya Alemlerin Rabbi olan Allah! Hâstalandığımızda bizi iyileştirmesi için yakardığımız Rabbimiz! Gördüğümüz görmediğimiz nimetleriyle bizlere çok acıyan O yüceler yücesi Mevlâ zü’l Celâl! Her şeye zaman bulan insan, Rabbi için boyun eğip namaz kılmaya vakit bulamıyor? İşte bu korkunç bir şeydir.

Yere ve göklere boyun eğdiren yüce Allah’ın huzurunda namaz kılmayanın hali ne korkunçtur!.. Okuyup düşünen kimse için; namazın farziyetini belirten, kılmayanın çok kötü sonunu bildiren ve bundan özellikle sakındıran bir çok ayet ve de Resûlullah (S.A.V.)’in hadis-i şerifleri vardır.

Ey namaz kılmayan kimse!

Şu ayet ve hadislerde belirtilen azabın şiddetine bakta gençlik ve hayata aldanma, çünkü hayat ne kadar uzun olursa olsun bütün nefisler ölümü tadıcıdır... Tüm bunları bir kenara bırakıp gaflete dalma. Şüphesiz Allahu Teâla seni boş yere yaratmadı. Aksine, ancak O’na kulluk etmemiz için yaratıldık. Ne biz, ne de tüm insanlar başı boş bırakılmayacak... Allah azze ve celle’nin bizleri kesinlikle toplayacağı, hak ve adâletle sınıfların ayrılacağı bir dönüş yerimiz var bizim...

Yarın ancak, kendisinden korkup emirlerini yerine getiren, yasaklarından kaçınan; dünyayı, cennet ve Allah’ın hoşnutluğu karşısında satan; geçici hayata karşı Ahiret sonsuzluğunu tercih eden; azap ve ızdıraba karşı mutluluğu satın alan kimselerin olacak, işte onlar güvenlik ve esenlik içinde olacak; ticaretleri boşa gitmeyecektir.

Aziz ve Kahhâr olan Allah’ın huzurunda yarın ki durumunu düşün... Allah’a andolsun, bu öyle bir saattir ki, dehşetinden müttakiler habersiz değildirler.

×O gün Cehennem getirilir, insan yaptıklarını birer birer hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ne faydası var!Ø (Fecr,23).

Gerçekten çok çok kötü olan da Hakkı bilip ona iman etmen sonra da seni hiç ilgilendirmezmiş gibi, umursamaksızın bu yönde bir adım dahi atmıyor olmandır. Yoksa bu Hakkı teşrî edip onu emreden Allah’ın, -insanı şiddetlice- kuşatmasının sana asla erişmeyecek olduğuna mı inanıyorsun?.

Ahiret ve Ahirette olacakların azâmeti ve dehşetinden kurtulmak mı daha kolay, yoksa dünyada peşinde koştuğun heves ve tutkuları bırakmak mı?

Eğer AIlah’a ve Ahiret gününe şüphe duymadan iman ediyorsan, gerçekten doğru ve dikkatli düşünüp lafı yerine koyup kesinlikle batıla uymayacağına kâni oluyorsan, karşına; bütün müslümanlar için de bir öğüt olacak, tertemiz hakkı uygulamaktan başka bir gerçek çıkmayacaktır.

Sözün doğrusuna teslim olup önündeki bu açık gerçeğe tutunmaktan başka alternatifin olmadığını anladığın zaman sana düşen vazife; Allah’ın bizler için seçtiği hayat düzenini yürürlüğe koymak için ayaklanman, derhal namaza ve Allah için secdeye koşmandır. Şeytan gibi Rabbine isyankâr olma! Bil ki, bu nasihata kulak vermezsen, korkunç sondan Allah’ın dilemesinden başka, ne bir kurtuluş ne de bir kaçış yeri olmayacak!

Zevk ve isteklerine karşı koymazken seni yaratan Allah’a karşı gelirsin!.. Allah’ın ayetlerini duyar ve namaz konusundaki emirlerini gayet iyi bilir de Allah’ın bu husustaki tehditlerini sanki hiç duymamış gibi namaz kılmamakta hâlâ ısrar edersin:

× Vay haline, her yalancı ve günahkâr kişinin! ki, Allah’ın kendisine okunan ayetlerini işitir de sonra büyüklük taslayarak sanki hiç duymamış gibi (küfründe) direnir. İşte onu acı bir azap ile müjdele!Ø (Câsiye,7-8).

Bunlar, gerçeği bildiği, onun aydınlığını gördüğü halde Allah’a bilerek karşı gelen, anladığı halde Allah’ın emrinden habersiz gibi davranmak suretiyle kendi kişiliklerine zulmedenlerdir.

İşte böyleleri Allahu Teâla’nın şu ayetinde belirttiği kimseler gibidirler,

×Hevâsını (kötü duygularını) ilâh edinen ve Allah’ın bir bilgiye göre saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü?...Ø (Câsiye, 23).

Ey Allah’ın kulu! Artık üzerindeki gafleti at!. Latif ve Habîr olan Allah azze ve celle nin yoluna yönel, tevbe et ve henüz fırsat varken kendini ıslah et... Rabbinin affına O yüce mevlâ’nın engin rahmetine koş.. Kim bilir? Bu sabah belki son sabahın ya da bu akşam son akşamın?.

Bir bak... Rabbimiz ne buyuruyor,

×Bizim ayetlerimize öyle kimseler iman eder ki, ayetlerimizle kendilerine öğüt verildiği zaman secdeye kapanırlar ve Rablerine hamd ile tesbih ederler de kibirlenmezlerØ (secde,15).

×Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zâlim kim olabilir? Şüphesiz ki biz, mücrimlerden intikam alacağız.Ø (secde,22).

×Onlara “namaz kılın” denildiği zaman itaat edip namaz kılmazlar. (Namaz kılmayarak Kur’an ayetlerini) yalanlayanların o gün vay haline. Artık Kur’an’ın ayetlerinden sonra neye inanacaklarØ (Mürselat 48-49-50).

CEMAÂTLE NAMAZ VE ÖNEMİ

Resûlullah (S.A.V.) Mescidlerde cemaatle beraber namaz kılma konusunda tüm müslüman topluluklarını uyardı ve buna dikkat edilmesini ısrarla vurguladı. Resûlullah (S.A.V.) “Kim namaza çağrıyı -ezanı- işitirde bir özürü olmadığı halde icabet etmezse onun namazı yoktur.” (sahihtir, ibni Mâce) ve “Kalplerinde hastalık bulunanlara -cemaatle- yatsı ve sabah namazları ağır geliyor, ama bu ikisinde olan mükafatı bilselerdi sürünerek de olsa gelirlerdi!” (Buhari, Müslim) buyurmuşlardır.

Resûlullah (S.A.V.) “Eğer Siz, Şu geride kalıp -farz- namazı evinde kılan kimse gibi, evinizde namaz kılarsanız gerçekten Peygamberinizin sünnetini terk etmiş olursunuz. Peygamberinizin sünnetinden ayrılırsanız muhakkak sapıtırsınız” (Müslim) demiştir.

Allah Resûlü (S.A.V.) bir başka hadisinde ise, “Şu bir kısım insanlar cemaatle namazı terke ya son verirler ya da ben evlerini -onlar içindeyken- yakarım” (Sahihtir, İbni Mâce) buyurmuştur.

Câbir Radıyallahu Anh’ın rivayet ettiği hadiste şöyledir, “İbni Ümmü Mektum, Peygamber (S.A.V.)’e geldi ve dedi ki; ey Allah’ın Resûlü benim evim gerçekten uzak bir yerdedir ve ben aynı zamanda âmâ birisiyim ama ezanı – evimden işitiyorum ne yapayım? Resûlullah (S.A.V.) “Sürünerek veya emekleyerek de olsa, ezanı duyuyorsan ona icabet et” (İmam Ahmed, Ebu Yâlâ).

Bir mesele: İnsanlarımızın çoğu teravih namazına büyük bir özen gösteriyorlar. Ramazan ayı geldiğinde gruplar halinde camilere doluşmalarına rağmen oruç ayı çıktığı vakit bu tutumlarını değiştirip öylece toplu bir şekilde cemaatla namazı terk ediyorlar. Hatta çokları Ramazan ayının çıkmasıyla beraber namazı tümden terk ediyor? Mescidlere giden yolu tanımaz bir tutum içerisine giriveriyorlar. Bu şekilde yalnızca Ramazan boyunca Allah’a ibadet (!) ediyorlar.

Hıristiyanların kiliseye sadece Pazar, Yahudilerin de yalnız Cumartesi havraya gitmeleri gibi, bazıları da Cuma günü dışında camiye uğramıyorlar.

Allah’tan korkmalı! Zorlu bir sorguya çekilmezden evvel nefsinin muhasebesini yapmalısın!.. Durumunu gözden geçir!.. Ahirette pişman olmazdan evvel Allah’a itaat hususunda yapmış olduğun yanlışlardan pişmanlık duy!..

Ve tüm bunlardan sonra şunu da bil ki, Allah’ın bizim ibadetlerimize ihtiyacı yoktur!.. Bunlar ancak bir zamana kadar sayılan amellerimizdir. Hepside bize eksiksiz olarak ödenecektir... Kim bu ödeme esnâsında güzel bir sonuç elde ederse hemen Allah’a hamd etsin. Ama her kim kötü bir sonuçla karşılaşırsa, başka değil.. sadece kendisini kınasın!.

Bulduğu sonuç yaptıklarının karşılığından başka bir şey değildir. Bu eksiksiz bir adâlettir!.. “Namaz kılmıyorum ama kalbim temiz” ×.. O, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada, sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, sakınanı daha iyi bilirØ (Necm sûresi, 32)

Mânevi yönden boşlukta olan bir çokların masiyete rağmen kendilerini temize çıkarmak için diline doladığı bu cümle; onlar adına gerçekten büyük bir kandırmacadır.

Oysa kalbin temiz olması Allah’a daha çok itaâti gerektirir isyanı değil! Bu yüzden Allah Resulü (S.A.V.) ve sahâbesi geceleri bile namaz kılıyordu.. Oysa Rabbimiz, namaz kılmamızı mutlak olarak emretmiş, yukarıda geçen âyet ve hadislerde de görüldüğü gibi namazsızlığın kafir ve müşriklerin vasıflarından olduğu bildirilmiştir. Yaratanına değil de kendi zevk ve şehvetine uyan kimsenin kalbinin temiz olması mümkün değildir. Bu, şeytanın onu kandırmadaki bir yöntemidir. Gerçekten kendi ve ailesinin menfâatini düşünen kişi; kendini böylesi ucuz sözlerle kandırmakla değil, Rabbinin Kur’ân-ı Kerim’de ona ne buyurduğunu öğrenmekle meşgul olur.

Gözümüzün nûru namazla ihya olmaya, ailemizi, arkadaşlarımızı ve çevremizdekileri de ihya etmek üzere, tam bir içtenlikle karar vererek tevbeye sarılmalıyız. Allah’ın affından yüz çevirenlerden başka kimsenin helak olmayacağı gerçeği karşısında inat etmek ve yine de namazdan gafletle günleri geçirmek, insan için takdir edilen onurlu makama asla yaraşmaz. İyi günümüzde Allah’a koşarsak, bizi imtihan ettiği zorlu günlerimizde yardımını esirgemez. Bunca gerçeklerden sonra yine de günah ve masiyet içinde kalmaya devam etmek, ahiret günü kör olarak haşredilmekten razı olmaktır..

×...Ve şeytan, Allah’ın affına güvendirerek sizi kandırmasınØ (Lokman, 33).

×Bana ibâdet etmekten büyüklenip yüz çevirenler, muhakkak ki, küçülmüş olarak Cehenneme gireceklerdirØ (Mümin, 60)

×Öyle bir günden korkun ki, onda bütün insanlara sadece kazanmış oldukları şeyler ödenir. Ve onlar bu konuda hiçbir haksızlığa uğramazlar!..Ø

×.. Biz onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz. O, “Rabbim! Beni niçin kör olarak haşrettin? Oysa ben, hakikaten görür idim” der. (Allah) Buyurur ki: “İşte böyle. Çünkü sana ayetlerimiz geldi; ama sen onları unuttun. Bu gün de aynı şekilde sen unutuluyorsun!”.Ø (Tâ hâ, 124-126)

“Sallallahu alâ Muhammedin ve alâ âlihi ve Sahbihi ecmâîn”

VE’L-HAMDÜ LİLAHİ RABBİ’L ALEMİN

Geri