KAÇ ÇEŞİT ORUÇ VARDIR?

Oruç ibadeti; farz, vacib ve nafile olmak üzere üç'e ayrılır.(26) Farz olan oruç da; kendi arasında ikiye ayrılır. Birincisi: Muayyen olan farz oruç, (Ramazan-ı Şerif orucu). İkincisi: Gayr-ı muayyen olan farz oruc!.. (Kazaya kalan Ramazan-ı Şerif orucu ve keffaret olarak tutulacak oruç). Hükmen vacip olan oruç'lar da; kendi arasında ikiye ayrılır. Birincisi: Muayyen olan vacip oruç!.. (Muayyen bir günde tutulması nezredilen oruç). İkincisi: Gayr-i muayyen olan vacip oruç!.. (Herhangi bir günde tutulması nezredilmemiş oruç). Allahû Teâla (cc)'nın rızası için tutulan nafile oruçlar da ayrı bir nev'idir. Tebyinde de böyle zikredilmiştir.

"RÜYET-İ HİLÂL" MESELESİ

Kur'an-ı Kerim'de: "(O sayılı günler)  Ramazan ayıdır ki, Kur'an o ayda indirilmiştir. (O Kur'an ki) İnsanlara (Mahz-ı) hidâyet'dir. Öyle ise içinizden kim o aya (Ramazan'a)  erişirse onu (orucunu)  tutsun"(27) hükmü beyan buyurulmuştur. Görüldüğü gibi oruç ibadeti'nin Ramazan ayında "Farz" olduğu kat'i nass'la sabittir. Bu durumda; o aya girilip, girilmediğinin nasıl tesbit edileceği önemlidir.

Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Hilâli görmekle oruç tutun ve yine hilâli görmekle bayram edin. Eğer hava bulutlu olduğu için hilâli göremezseniz, şaban ayının günlerini otuza tamamlayınız"(28) buyurduğu bilinmektedir. Hanefi fûkahası: "Şaban ayının yirmi dokuzuncu günü; akşam üzeri gurub vaktinde, insanların hilâli gözlemeleri vacibtir. Hilâli görürlerse, ertesi gün Ramazan ayı orucuna başlarlar. Eğer hava bulutlu olduğu için hilâli göremezlerse, şaban ayını otuz güne tamamlarlar"(29)) hükmünde ittifak etmiştir. Bu hususta tek bir ihtilâf mevcud değildir.(30) Hatta ihtilâfa medar olabilecek tek bir zayıf kavil dahi yoktur.

Hilâli gözleyen ve gördüğünü beyan eden kimsenin "Adil" olması şarttır. İmam-ı Merginani: "Mutlaka adalet aranır. Zira İslâmi meselelerde fasıkın sözü makbûl değildir. Tahavi'nin "İster adil olsun, İster adil olmasın" sözünün tevili, mestur olması (yani adil  mi, fasık mı olduğu belinmeyen) halidir"(31) hükmünü zikreder. Hilâli tek başına gördüğünü beyan eden fasık bir kimse; "Ulû'lemr" veya "Kadı'ya" müracaat eder. Eğer bunlar; "Hilâli gördüğü hususundaki" beyanını tasdik ederlerse, mesele yoktur. Bütün mü'minlerin oruca başlaması gerekir. Ancak adil bir kimse; hilâli gördüğünü beyan ederse "Kadı" tasdik etsin veya etmesin bunu duyan kimselere oruç'a başlamak farz olur.(32)

Astronomi alimlerinin; ayın hareketlerini esas alarak yaptıkları hesaplara itibar edilerek, Ramazan ayına başlanılmaz. İbn-i Abidin: "Muvakkitlerin (Hesap uzmanlarının) sözüne itibar yoktur. Yani halka oruç farz olmak için, onların sözü delil olmaz. Hatta Mirac adlı kitabta; "Müneccimin (İlm-i Nücûm'da (Astronomi'de) ihtisas sahibi kimsenin) kendi hesabı ile amel etmesi caiz değildir" denilmiştir. Nehir'de de şu ibare vardır: Muvakkitlerin filan gecede hilâl gökyüzünde şöyle görülecektir demeleri ile oruç tutmak lâzım gelmez. Sahih kavle göre, velev ki adalet sahibi olsunlar"(33) hükmünü beyan etmektedir. Feteva-ı Hindiyye'de: "Hilâl meselesinde, müneccimlerin haberlerine müracaat edilemeyeceği gibi, sahih olan kavle göre onların sözleri de kabul edilemez. Siracül vehhac'ta da böyledir. Hatta bir müneccimin; bu hususta yaptığı hesapla, kendisinin amel etmesi de caiz değildir. Miracud'diraye'de de böyle zikredilmiştir"(34) hükmü kayıtlıdır. Meselenin özü şudur. İslâm ûleması, astronomi ilminin sonuçlarını inkâr noktasında değildir. Ancak hîlâl'in gözlenmesi nass'la sabit olan bir ameldir. Nitekim Hanefi Fûkahası, bunun "Vacib" olduğuna kaildir. İlmin ilerlemiş olması, herhangi bir "Vacib"i ortadan kaldırmaz. Kaldı ki; gözle görmenin kalbe vereceği kat'i azimle, "Takvim yaprağına" bakmak arasında korkunç bir fark mevcuddur.

Resûl-i Ekrem (sav)'in : "Orucunuz hepinizin oruç tuttuğu gün, bayramınız da hepinizin iftar ettiği gündür"(35) buyurduğu bilinmektedir. İbn-i Abidin; bu Hadis-i Şerifi Tirmizi ve diğerlerinin rivayet ettiğini beyân etmektedir. Ramazan ayı'nın yirmi dokuzunda; "Şevval Hilâli" gözetlenir, Şevval hilâlini bir kişinin görmesi ile iftar edilmez, ihtiyata riayet esastır. Ancak bir topluluk görürse, iftar edilir.(36) Meselenin özü şudur: bir kimse şevvali gördüğünü "Veliyyü'lemr" veya "Kadı'ya"  müracaat ederek beyan ederse; onlar tasdik ettiği anda, "Bayram" ilân olunmuş demektir!.. Lâik olan (Yâni din ile dünya işlerini ayrı mütâlâa eden) devlet'ler; Ramazan ayının girişini ve bayram'ı ilân etme hakkına haiz değildirler. Zira bu İslâmi bir meseledir. Onların bu konuda "Velâyet" hakkı yoktur. Velev ki, ilân etseler dâhi, hükmen geçerli değildir!.. Zira "Velâyet" hakkı; bey'at sonucu ortaya çıkan bir hadisedir. Halbuki Laik devlet; hangi dinden olursa olsun bütün vatandaşlarını eşit kabul etmek zorundadır. Nasıl Hristiyan ve Yahudilerin "Bayram" günlerini ilân etmiyorsa; müslümanların "Bayram" günlerini de ilân edemez. Ettiği takdirde; vatandaşlar arasında eşitliği bozmuş ve "Din İstismarı" yapmış olur!..


 (26) Şeyh Nizamüddin ve heyet - A.g.e. C: 1, Sh: 194.

 (27) El Bakara Sûresi: 185.

 (28) İbn-i Hümam - A.g.e. C: 2, Sh: 52-53. Ayrıca Sahih-i Müslim - İst: 1401, Çağrı Yay. K. Sitte Serisi C: 1, Sh: 759, İmam-ı Serahsi - El Mebsut - Beyrut: ty C: 3, Sh: 64.

 (29) Şeyh Nizamüddin ve heyet - El Feteva-ı Hindiyye - Beyrut: 1400, C: 1, Sh: 197. Ayrıca İmam-ı Merginani - El Hidaye şerhû Bidayetü'l Mübtedi - Kahire: 1965, C: 1, Sh: 119, İbn-i Hümam - A.g.e. C: 2, Sh: 52, İmam-ı Serahsi - A.g.e. C: 3, Sh: 64.

 (30) Maalesef; kat'i nasslara rağmen bazı çevreler "Hilal'in gözlenmesinden" rahatsız olmakta ve bu hususta titiz davranan mü'minleri; "Fitne çıkarmakla" suçlamaktadırlar. Allahû Teâla (cc) firaset nasiyb buyursun.

 (31) İmam-ı Merginani - A.g.e. C: 1, Sh: 121.

 (32) Şeyh Nizamüddin ve heyet - A.g.e. C: 1, Sh: 197-198.

 (33) İbn-i Abidin - Reddü'l Muhtar Ale'd Dürri'l Muhtar - İst: 1983, C: 4, Sh: 263.

 (34) Şeyh Nizamüddin ve heyet - El Feteva-ı Hindiyye - Beyrut: 1400, C: 1, Sh: 197.

 (35) İbn-i Abidin - a.g.e., C: 4, Sh: 257. (Not: Dünyanın herhangi bir beldesinde "Hilal'in" görüldüğü kat'i olarak bilinirse, Ramazan ayı başlamış demektir. Herkesin kendi beldesinde görmesi şart değildir. Yine dünyanın herhangi bir yerinde "Şevval" hilali görülürse "Bayram" ilan olunur. Günümüzde bütün mü'minlere; aynı günde oruç tutturacak ve yine aynı günde bayram yaptıracak "Ulû'lemr" bulunmadığı için farklılaşmalar ortaya çıkmaktadır. Bu hususta yapılan hiçbir çalışma da netice vermemiştir.)

 (36) Şeyh Nizamüddin ve heyet - A.g.e. C: 1, Sh: 198.


 

 

Not: Bu bilgiler Yusuf KERİMOĞLU Hocanın (Emanet ve Ehliyet) adlı eserden alınmıştır. Allah kendisinden razı olsun


ORUÇ BAHSİ İNDEKSİ